
Episode #56
Gılgamış ve Huwava #2: Ölümsüzlük Uğruna Katliam: Gılgamış, Enkidu ve Sedir Ormanı'nın Laneti | Sümer Mitolojisi
Uruk Nehri'nin çamurlu sularına sessizce sürüklenen ruhsuz bedenlere bakan Gılgamış, en nihayetinde toprağa karışacağı o buz gibi gerçekle yüzleştiğinde ne yaptı? İnsan, sırf adını sonsuzluğa kazımak ve unutulmamak için tanrıların sınırlarını aşıp, doğanın kadim koruyucusunu katletmeyi göze alabilir mi? Dünyanın en kudretli kralı olsanız bile, sonunuzun "toz evi" (yeraltı dünyası) olduğunu bilmek ruhunuzu ne kadar karanlık bir savaşa sürükler? Bu bölümde neler konuşuyoruz? Gılgamış'ın, gökyüzünün kubbesini delemeyeceğini anlayıp adını yeryüzünde kalıcı kılmak için dağlara gitme kararı. İnsanların girmeye asla cesaret edemediği, Baştanrı Enlil'in ilahi bir sınır olarak koyduğu Sedir Ormanı ve onun ürkütücü bekçisi Huwava. Kibiri uğruna Güneş Tanrısı Utu'dan yardım dilenen o anlar ve yedi dağın aşılarak ormana varılması. Vahşi doğanın çocuğu Enkidu'nun şaşırtıcı ihaneti; ağlayıp merhamet dileyen Huwava'nın acımasızca katledilmesi için Gılgamış'ı kışkırtması. Doğanın kanunlarının çiğnenmesiyle patlayan Tanrı Enlil'in gazabı ve Huwava'nın yenilmez yedi aurasının nehirlere, tarlalara, aslanlara ve saraylara dağıtılarak dünyaya sonsuz bir korku salması. Veritas Antiqua'nın bu bölümünde ben Aytuğ Asım Dikyol ile birlikte Sümer metinlerinin karanlık dehlizlerine giriyor, antik Mezopotamya'nın bu en büyük destanında insanın doğaya, ölüme ve tanrılara karşı verdiği kural tanımaz savaşı inceliyoruz.






